Bu nasıl bi gripti ya nasıl bademcik şişmesiydi :( mahvoldum 1 haftadır, içim dışıma çıktı. İş yerinde herkes hapşurup duruyordu ben de onlardan çok pis virüs kaptım sanırım ki hayatımda böyle bi hastalık yaşadığımı hatırlamıyorum. 3-4 gündür yatalak yatıyordum anca bugün toparladım kendimi. Soğuk algınlığı, antibiyotik, ağrı kesici, burun spreyleri ile haşir neşir olduk sağolsunlar. Dostlar kendinize çok iyi bakın, sağlığınıza gerçekten çok dikkat edin, hasta olmayın. Annecim sağolsun tekrar geldi hasta olduğumu öğrenince, bide ona üzüldüm, evine gitti bi kaç gün kaldı sonra tekrar bana geldi :( neyseki iyiyim şu anda. Bu arada sıcak çorba içmekte güzelmiş ya ben çorba sevmezdim ama bu sefer sevmeye başladım :) Sizden ne haberler ya?
16 Eylül 2026
4 Eylül 2026
Temizleme anne temizleme
23 Ağustos 2026
Çiçeklerle konuşan kadın
Şu belim bir düzelemedi gitti. Sanırım bu akşam acile gidip bu işi kökten çözeceğim ama dışarısı çok aklıma aniden geliyor dışarıda çalışmak zorunda kalan insanlar ve kediler köpüşler. Hiç kimse istediği hayatı yaşayamıyor ne insanlar ne kediler ne köpekler ya da diğer hayvanlar. Hayat niye var ki? Nasıl bir pazar günü yaşıyorum bilmiyorum. Neyse annem gelecek bana dayanamadı kadın :) bir kaç gün sonra gelmek istedi de anne dedim dışarısı çok sıcak bu sıcakta yapma bunu, azıcık sıcaklar azalsın anne bak daha iyi olur, yorma beni anne filan :) Balkondaki çiçeklere gölge yaptım dün üzerlerine bir şey koydum, normalde her gün suluyordum ama dün ilk defa bol su döktüm. Keşke konuşsaydılar benimle, dur yeter artık su dökme deseydiler ben şok :)))) çiçeklerim bana cevap verirdi ne güzel olurdu. Ay kafayı yedim sanırım :)
16 Ağustos 2026
Ay belimde incindi
8 Ağustos 2026
Abla neden gözlerin kıpkırmızı?
Dün biran önce iş çıkışının saatini bekledim resmen. Abi nasıl sıcaktı ya resmen gözlerimin iiçi yanıyordu. Klimada bozuktu, pencereleri açtık ama dışarıdan güneşin sıcaklığı geliordu. Yanımdaki çalışan kızçem abla gözlerin kıpkırmızı olmuş bir şeyin mi var diye sordu. Yok ablam dedim sıcaktan gözlerimin içi yanıyor dedim. Abla git yüzünü yıka filan deyince gerçekten ben neden yüzümü yıkamıyorum diye savsakladım dün işte. Yarım saatte bir yüz yıkadım :)) Çok sıcaktı ve şuanda da sıcak. Demekki o sıcaklar şimdi başlamış ama ben dedim yakındır diye. Arkadaşlarım sürekli denizde kumsalda storyler paylaşıyor, imrendikce imreniyorum. Eski iş yerindeki arkadaşım seni özledik ya diyor bu çok hoş :)) kendimi bir şey sandım. Beraber çalıştığımız başka bir genç kızçe var, onun yarın düğünü var, bu sıcakta şimdi düğüne git. Hiç çekmiyo canım ya. Mecburen gideceğim artık. Evde vantilatörü açtım artık dayanamadım yani. Sütyenide saldım sıktıkça sıkıyo bu sıcakta hiç uğraşamam. Balık almıştım dün, akşam onu kızartacağım ama farklı bişey yapmak istiyorum. Kaseye farklı farklı şeyler katıp karıştırasım var, baharat defne filan. Bakalım nasıl tadı olacak. Temizlik hiç yapamam valla şu sıcakta uğraşamam. Götümü yayıp cumartesi öylesine takılacağım evimde.
3 Ağustos 2026
Başlık yokki
İş çıkışı arkadaşlarımla bir yere gidip kahve içtik. sanki evde içemiyormuşuz gibi. Tıklım tıklım dolu,resmen insan kokuyor. Ben insan kokusunu hiç sevmiorum. Neyim ben acaba?:)) Ayaklarım hem ağrıdı hem yandı. Ya benim bir tane arkadaşım var, kan verirsen ayakların ağrımaz, ayaklarının altı yanmaz filan diyor. Doğru mu acep diye internete baktım bir kısmı evet diyo bi kısmı bilinmez kişiden kişiye değişir diyo. Bir kaç arkadaşıma daha soreceğim eğer hakkaten varsa böyle bir şey gidip bir tüp de ben kan vereceğim. İş yerimde insanlar tatile gidiyor ben yeni başladığım için gidemiorum. Ama böyle olacağını biliyordum o yüzden şikayet etmeyeceğim. Ağustos mu daha sıcak olacak Eylül mü onu merak ediyorum asıl ben. Sanki bu yaz yaz değil gibi, evet sıcaklar var ama yok bu sıcak değil. Tam bunu derken yarın başlıyormuş asıl sıcaklar filan :) Gün içinde iş yerinde sürekli bilgisayar başındayım, eve geldiğimde bazen bilgisayarı açmak istemiyorum. Ama o anda blogum aklıma geliyor. Buda onlardan bir gün. Başlık bulamadım bu yazıma. İş yerindeki arkadaşlarla iyice can can olduk. Çok tatlılar, ve de çok saygılılar. Biri benden yaşça küçük ama nasıl sempatik. Her bir şeyler dediğinde abla demesi yok mu, bide derken nasıl şeker oluyo yiyecem. Yarın iş yerindeki arkadaşlara öğlen limonata ısmarlayeceğim.
28 Temmuz 2026
Nereden içtim ben soğuk suyu :(
İş yerinde bugün klima soğuk yerine sıcak esmeye başladı, uzunca saattir öyle oldu camları açtık fayda etmedi bozuldu galiba. Ben de bu durumdan soğuk su ile uzaklaşmaya çalıştım, soğuk su içtim ama içmez olaydım şimdi boğazlarım öyle bir ağrıyor ki, ya bundan oldu ya da hapşururken tuttum içimde tuttuğum içinde sanırım boğazlarım ağrımış olabilir hangisi karar veremedim ama çok kötü ya sanırsın bademciklerim şişti :( O kadar çok rahatsız ediyorki beni şuanda yemek bile yiyesim gelmiyor. Bu arada benim müzelere gidesim var aniden geldi bu istek. Eskiden çok giderdim ama ara verdim. Hep aynı yere gidilmiyor. Bu sefer gözümde kestirdim bir yer, neeeresiii mi? Zeugma müzesi :))) Çok ciddiyim, sevgili öğretmenimiz Zeugmacığımın adının olduğu müzeye gitmek istiyorum. Ama oraya uçakla gitmek lazım, hayatımda hiç o şehirede gitmedim :)) Yıllardır girmediğim Facebooka bir bakayım dedim, lise üniversite çocukluk arkadaşlarımın hepsi ekliydi, ama çoğu zaten bırakmış girmiyor. Ekleme taleplerini görünce derhal terkettim orayı, bütün akraba eklemiş. 60-70 yaşındaki akrabalarım da eklemiş. Bu nasıl iş ya :) Neyse boğazlarım için pastil almıştım bir ilgileneyim boğazlarımla :( çok kötü ya. Soğuk su içmeyin sakın.
22 Temmuz 2026
Gece gece
13 Temmuz 2026
Emeklilik ve gelecek kaygısı olanlar bizden mi şimcik
Of çok sıcak demi. İğrenç resmen. Yeni işimde her şey güzel gidiyor bakalım sonraki aylarda belli olacak o. Ama şimdilik güzel inşallah bozulmaz. Bugün genel müdür yanıma geldi, hoş geldiniz hayırlı olsun ziyaretine. Valla çok beyfendi bir insan, çok nazik biri. Hoşuma gitti bu, ofiste çalışan herkesle ilgili, böyle müdürler kalmış mı ya. İş yerinde başka bölümde çalışan bir arkadaş var, dinlediğimiz izlediğimiz hep aynı çıktı :) çok sevindirik oluyorum kaç gündür, kız resmen beni bekliyormuş. Haftasonu dışarıya çıkacağız onunla belki sinemaya gideriz, belki yeni bir yer keşfederiz. İnsanın hayatına kız erkek farketmeksizin kaliteli insanların girmesi gerçekten çok güzel bir şey. Sigarayı da azalttım, her gün 7-8 tane içiyordum bugün 4 tane içtim. Şimdi yazıyı yazarken de tüttürüyorum kahveyle güzel gidiyor. Birden aklıma yaşı daha da alıp yaşlanmak geldi, hiç bir planım yok, benim gibi plansız yaşıyor musunuz bilmiyorum. Yaşlandığımda ne yapacağım ya da emekli olduğumda? Emekli olana kadar birikim yapabilecek miyim? Çok pis sorular var kafamda be. Emekli olana kadar yaparım sanırım. Allahtan kirada değilim. İnsanları düşündükçe çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Burada bir kaç blogger var, yazdıklarından hiç bir kaygılarının olmadığı çok net anlaşılıyor. Keşke ben de sizin gibi olabilsem :) Suyunuz mu kuru sizin ya? :))))) Geçen hafta evimi bir temizledim ki sormayın, dibinden su girmeyen alan bırakmadım ama ellerim kıp kırmızı oldu. Eldivende çok dandik be elviden alıyoruz marketten ama güye eldiven işte. Neyse ben şimdi kahvemi yudumlayarak not defterime küçük notlar alayım sonra da film açıp uykuya dalayım.
4 Temmuz 2026
Başlangıçlar
Bir kaç gün önce yeni işime başlamış oldum, bölümümdeki arkadaşlar çok saygılı tertipli ve düzenliler. Bu durumu sevdim çünkü ben düzensizliği hiç sevmem. Kendileri bir sistem kurmuşlar ve o sistemden devam ediyorlar, ay ben bunu görünce daha çok sevindim çünkü sistemli şekilde giderseniz problemler az olabiliyor. Güzel sevdim, bakalım nasıl gidecek işimiz. Şu son günlerde kilo vermem gerektiğini düşünüyorum 3-4 kilo almışım sanırım. Evdeki tartı farklı çıkıyo eczanedeki tartı farklı çıkıyo anlayamadım. Ben domates peynir yemeyi özlemiştim, sabah hususi domates peynir hazırladım kendime birde yanında çay oooh. Evin temizlik işleri var ama bu sıcakta kim yapacak bu işleri :( arkadaşlar akşama çıkalım diye tutturdular gidecekleri yer belli ya avm ya da bistro. Artık dışarı çıkmak istemiyorum hep aynı şeyler. Sinemaya gitmek istesem çok yüksek ses oluyor. Kitap okumak istesem şimdilik okumayı sevmiyorum. Ay yeni bir aşk mı yapsam bilemedim :))
26 Haziran 2026
Yeni bir aşk, yeni bir iş, yine gülecek bir neden lazım
Bugün tüm gün evraklarla uğraştım. Yeni bir işe başlıyorum ve şirket tarafından istenen belirli sağlık testleri vardı, hastaneye gidip onlarla uğraşmak yorucuydu ama başka bir işe başladığım için mutluyum. Hem ünvanım yükseldi hemde aldığım maaş. Bu yüzden mutluyum çok hemde. Kendime Sertap Erener'den Yeni bir aşk, yeni bir iş yine gülecek bir neden lazım şarkısını armağan ediyorum:) Hava çok sıcaktı, öğlen bir yere girip soğuk limonata içeyim dedim ama benim çocukluğumdaki limonatalar yok artık. İnsan bazen çocukluğunu özlüyor, siz özler misiniz çocukluğunuzu? Çocukken çok yaramaz bi arkadaşım vardı, evcilik oyununda sürekli benim eşim ol derdi, deliydi biraz:) Şimdi ne yapıyo acaba merak ediyorum. Ama çok tatlı çocukluk yaşadık biz. Ya bir de lütfen şeyi unutmayın, bir kap su filan koymayı unutmayın gerçekten çok sıcak dışarısı ve çok dostlarımız var. Bizim mahallede eskisi kadar köpek kalmadı :( ama kediler çok. Lütfen onları unutmayın. Güya bloguma her gün yazacağım diyen ben. Yazamıyorum :(
17 Haziran 2026
Neden siparişleri yanlış getiriyorsun arkadaşım?
Benim şu başladığım işi bitirme huyum bir gün başıma iş açacak. Ne zaman yeni bir şeye girişsem, sanki onu kusursuz yapmak zorundaymışım gibi hissediyorum. Sizde de oluyor mu böyle? Normal insan döner düzeltir devam eder ama ben ne yapıyorum? Pat diye en başa sarıyorum sanki yaptığım onca şeyi ben değilde başkası yapmış gibi. Kitaplarda da aynı dertten müzdaribim. Geçen hafta bir kitaba başlayayım dedim ama çok sıkıcı, sıkılıyorum yani. Ama kitabı okumaya devam ediyorum. Yarısına kadar geldim ha gayret diyorum kendime ne alakaysa sanki kendimi sıkıyorum. Bu arada evde okunacak çok kitap var da sıkıldığım kitapla devam etmem gerek gibi hissediyorum. ya da ben kitap okumayı gerçekten sevmiyorum. İnternetten sipariş verdim, marketten eve bişey taşımak istemedim. Ama pişman oldum, siparişimle alakası olmayan ürünler gelmiş. İş yerinde durumlarda biraz sıkıntılı, kimsenin tadı tuzu yok. Patron çıldırdı arkadaşlar patron şimdiden zamı düşünüyor arkadaşlar patron düşündükçe düşünüyor arkadaşlar. Kadında haklı çalışan insanlarda haklı yapacak bir şey.
11 Haziran 2026
Utan utan
9 Haziran 2026
Baş ağrısından migrene mi?
6 Haziran 2026
Temizliğe beklerim
Haftasonları demek güzel güzel evim diyerek temizlik yapmak demek. Haftasonları erken kalkmaları seviyorum gerçekten. güzel bir kahvaltı hazırlayıp çayımla mutlu olabiliyorum. Taaki temizliğe başlamadan önce:) Pis bir insan değilim ama temizlik yapmayı hiç sevmiyorum ben ve isteyerek yapmadığım için şu günlerde bunu kafaya takmaya başladım. Toz viledayı sadece haftasonları yapıyorum yapana kadar da tozlar oluşmaya başlıyor. Sanırım isteyerek yapmadığım için oluyor tüm bunlar. Dışarıdan bakınca pis bir insan mıyım? Siz söyleyin:) Bayramda tüm akrabalarla bayramlaştık ettik, sen ne iş yapıyon şunu yapıyom, sen ne işte çalışıyosun, şu işte çalışıyorum. Bir akraba tanıdığımın şehirlerarası bir otobüs firmasında üst düzey olmasada yönetici olduğunu öğrendim. Abla deseydin biletini ayarlardım ben senin artistliklerine girdi, ulen senelerdir memlekete gidip geliyorum daha önce neredeydin? Gülerek biraz ısırdım onu ama sonra dedim ki kimse böyle güzellik yapmak zorunda değil kendine gel:) Şu temizliği bitireyim ben.
4 Haziran 2026
Buzdolabı da tatil ister mi?
3 Haziran 2026
Ya sürekli tatil olsun ya da sürekli çalışalım? Ne dersiniz.
Bayram sonrası kendime gelmeye çalışıyorum. Ben tuhafım biraz. Ya soluksuz tatil olmadan çalışılacak ya da tatiller çok olacak. İş yerini özlemediğimi farkettim. Kim özlüyor iş yerini? Neyse. Bugün çok yorulduğumu hissettim. Tatilde bayramda nereden çıktı şimdi? :)) Bir zamanlar fırtına estirirdim cümlesi geldi aklıma. Sen çok büyüksün be Mazhar Alanson! Bayram boyunca telefonuma annemden babamdan kardeşimden bir arama gelmedi, sanırım en güzel kısmıda bu oldu. Bayram bitiminde aramalar devam etti. Yok yani kadın bir gün aramasa kendini tuhaf hissediyor sanırım. Bloga her gün yazasım var, ama bu düşüncemi henüz gerçekleştiremedim. Önermek istediğiniz dizileri yorumlara bırakırsanız çok mutlu olurum arkadaşlar.
23 Mayıs 2026
Zaten Pilli Bebektim ben
17 Mayıs 2026
Hastayım hastasın hasta
Hasta oldum. Bu yaşta bademciklerim şişiyor, soğuk şeylerde yemiyorum nasıl beceriyorum bunu bilmiyorum ben. Bu yaşımda annem arıyor çocuğum sağlığına dikkat etler havada uçuşuyor. Çocuk olmak istedim sanırım bu akşam. Annem olsaydı yanımda ilgilenirdi benimle. Ben hasta olduğumda bitkisel şeyler içmiyorum. Mandalina ve nar yiyorum sonra iyi hissediyorum. Yani blogcum cumartesi pazarım hastalıklarla oldu. Yarın iş var, eğer düzelmezsem sağlık ocağına gidip rapor yazdıracağım kendime.
11 Mayıs 2026
Hayret
Sabah alarmı kapatıyorum, beş dakika sonra tekrar çalıyor sanki alarmın kendi hayatı var.
Market poşetini taşırken hep en zayıf kulp kopuyor poşet benden daha kırılgan.
Telefonu şarja takıyorum %99’da takılıp kalıyor sanki bana inat yapıyor.
Ve
en komiği bir şey söyleyeceğim deyip söylemeyen insanlar! Ulen neden
varsınız? Bu kadar merak uyandırıp sessiz kalmak da ayrı bir yetenek.
2 Mayıs 2026
Sen üstün yetenek değilsin güzelim
Hayatın en cafcaflı anlarında içimdeki kırılganlık kendini gösteriyor. Çoğu zaman onu saklamaya çalışıyorum. Güçlü görünmek ve dimdik durmak istiyorum. Oysa insan ruhunun en hassas yanlarını kabul etmesi aslında büyük bir cesaret. Kırılganlığımı bir ayna olarak görüyorum. Bana kim olduğumu neye ihtiyaç duyduğumu ve hangi yaralarımı hala taşıdığımı hatırlatıyor.
Ara sıra onu bastırıyorum ara sıra sahipleniyorum ama her ikisini de yapmak biraz zorlaştırıyor işi. İnsan neden gözyaşı dökmek isteğinde olur bilmiyorum ama ara sıra ağlayasım da geliyor. Ne yapıyorum ben acaba diye sruyorum kendime ama nafile. Sanırım bu günler de dolup taşıp gidecek.
27 Nisan 2026
Hey gidi günler hey
20 Nisan 2026
Mütevazılığımı kaybedeceğim
15 Nisan 2026
Hemcinslik
Şuna bak. Filmlerdeki gibi aşk yaşasak ya biz diyor. Sen önce herkese şıpsevdi olmaktan bir çıkıver güzelim ya. Gelen gidene pembiş pembiş boncuklar. Eski sevgilisinin aldığı giysiyi giyiyormuş da fotoğraf çekilirmiş te te te te. Nasıl mide var bu hemcinslerimde. Kendi adıma konuşacağım ben eski sevgililerimin aldığı ilişki bittikten sonra çöpe atıyorum. Kendinize gelin abi ya. O kadar da değil! Bir de demez mi onlar birer hatıra diye. Adamı zamanında yontmuşsun demek ki güzel hatıra kalmış sana. Bu konuda erkeklere hak verebiliyorum bazen. Kadın dediğin kendine yaslanır, bir erkeğe değil abi. Allahım neden böyle hemcinslerim var? Bu insanlarla aynı havayı soluyorum!
Aklıma üniversitede ki sevgilim geldi. Demişti ki eğer ayrılırsak sana aldığım tüm hediyeleri çöpe at gitsin, biten bitmiştir onlarda bitsin. Adam o kadar haklı ki. Şimdi ne yapıyor bilmiyorum ama umarım mutludur, umarım çocukları vardır, eşini çok seviyordur eşi de onu. Güzel bir ailesi vardır inşallah.
14 Nisan 2026
Bir ağacın hafızasını okumalıydım
Her ağaç aslında sessiz bir tarih kitabı. Gövdesindeki halkalar, yaşadığı yılların izlerini taşır. Bir yaz kurak olduysa bereketli bir baharsa geniş bir halkadır o. Ağaç gördüğü her günü, her mevsimi, her fırtınayı saklar. Biz unuturuz, ama o hatırlar. Bir çocuğun gölgesinde oynadığı günü, bir kuşun dallarında yuva kurduğu anı, bir sevgilinin gövdesine kazıdığı kalbi. Ve daha fazlasını. Hepsi onun hafızasında birer izdir.
13 Nisan 2026
Veremem sana acımı dedi
İstemsiz şekilde veremem sana acımı dinliyorum. O zamanlar toyduk tabi. Kampüse çok gelirdi Düş Sokağı Sakinleri. Ne ses vardı adamlarda! Gençliğimin en güzel günleriydi. O senelerden bu senelere o kadar çok sene geçti ki. Hesaplamak dahi istemiyorum. Geriye dönüp baktığımda üniversite sonrası hayatı güzel yaşayamamışım. Yaptığım yanlışlıklar, hislerime yenik düşüp sevgiye dalışlarım, belkide kariyerimi bile zedelemişim. Çok şükür güzel bir işim var ama daha güzel olabilirdi belki. Belki mantıklı şekilde ilişkim olabilseydi evlenmiştim, çocuğum olmuştu. Bunlar için geç değil tabi ama arkadaşlarıma bakıp bazen imreniyorum. Güzel yapmışlar.
Birde bu şarkı mevzusu. Her dinlediğim şarkıda bir anlam yüklüyorum ben. Bu çok aptalca bir şey. Mesela veremem sana acımı şarkısını bir sevgilim varken dinlerdim onu düşünürdüm. Lan o ilişki biteli asır oldu halen daha aklıma geliyor. Saçma saçma işler ya.
6 Nisan 2026
Çok küçük bir iz
bir damla su.
İçimde,
koca bir deniz.
Adım atsam,
yankısı büyür.
Ve ben,
küçük bir iz.
27 Mart 2026
Karanlığın içinde kayboldum
Karanlığın içinde sürüklenen günler, sessizliğin boğduğu çığlıklar ve yalnızlığın zincirleri. Her nefesim biraz daha eksiliyor, her düşüm biraz daha çürüyor. Zaman beni unutsa da, içimdeki acı hiçliğe kök salıyor. Sessiz bir çöküşün ortasında, varlığım silinse bile karanlığım baki kalıyor.
25 Mart 2026
Sessiz çöküş
Umudun sesi çoktan sustu içimde.
Kırık aynalarda tanımam yüzümü,
Zaman bile terk etti peşimde.
Soğuk duvarlar anlatır sessizliği,
Çığlıklar boğulur karanlıkta.
Bir damla ışık arar gözlerim,
Ama gece hep kalır yanımda.
Yalnızlık sarar ince bir zincirle,
Her adımda ağırlaşır bedenim.
Düşlerim çürür, toprak olur,
Bir mezar taşına yazılır ismim.
Ve rüzgâr taşır kaybolmuş nefesimi,
Hiçliğe savrulur kırık dualarım.
Bir gün belki unutulur varlığım,
Ama acım kalır sonsuz karanlığım.
17 Ocak 2026
Nasıl bu kadar körleşebildik?
Uzun zaman geçti, izini kaybettim. Takvimler anlamsız, mevsimler ağırlaşıyor. Deniz kıyısında dalgalar artık hareket etmiyor, Zamanın ipini geri çekemem, yazgıyı yeniden yazamam. Belki de hiçbir zaman bizim elimizde değildi.
Nasıl bu kadar körleşebildik? Nasıl zalimlerin önünde eğildik? Nasıl yüzyıllar boyunca korkuya ve suskunluğa tutunduk?
Artık savaş yok, sadece uçurum. Yakında denizle bütünleşeceğim. Artık maskeler yok, sadece dinginlik. Yakında dalgaların sessizliğiyle bir olacağım.
9 Ocak 2026
Günün güzelliğimi yoksa sakinliği mi bilemedim
4 Ocak 2026
Bir ağacın dilini anlamalıydım
Ağaçların dili, insan kulağına duyulmaz ama ruhuna dokunur bir melodidir. Köklerinden göğe uzanan dallarına kadar her hareket, her titreşim bir anlam taşır. Rüzgarla sallanan yaprakların hışırtısı, aslında bir tür fısıltıdır. Toprağın derinliklerinde birbirine bağlanan kökler ise sessiz bir sohbetin kanallarıdır. Ağaçların kökleri aracılığıyla mantar ağları üzerinden birbirleriyle besin ve bilgi paylaştığını ortaya koyulmuştur bile. Bu gizli iletişim ağına “Wood Wide Web” denir yani ormanın kendi interneti. Bir çam ağacı, yanındaki zayıf fidanı besinle destekleyebilir son tahlilde, bir meşe, yaklaşan tehlikeyi kimyasal sinyallerle komşularına bildirebilir. İnsanlar kelimelerle konuşur, ağaçlar ise kimya ve titreşimle. Bu dil, sabırla işlenmiş bir zaman sanatıdır. Yavaş, derin ve kalıcı. Ağaçların dili bize doğanın sessiz ama güçlü bir dayanışma biçimini hatırlatır, görünmeyen bağların, görünür dünyayı nasıl ayakta tuttuğunu gösterir.
Bugün ağaçların dilini yeniden öğrenmek, ekolojik bir zorunluluk haline gelmiştir günümüzde. Ormanların yok oluşu, aslında bu kadim dilin sessizleşmesi demektir. Bir ağacın kesilmesi, yalnızca bir gövdenin kaybı değil aynı zamanda bir cümlenin yarım kalmasıdır. Eğer dikkatle dinlersek ağaçların bize verdiği mesaj açıktır aslında. Dayanışma, sabır ve süreklilik. Onlar kökleriyle birbirine tutunarak hayatta kalır biz ise çoğu zaman bireysel çıkarlarımız uğruna bu bağı koparırız. Oysa ağaçların dili bize birlikte var olmanın estetiğini öğretir. Bir ormanın içindeki sessizlik, aslında binlerce sesin uyumudur. Bu uyumu korumak insanın kendi geleceğini korumasıdır. Ağaçların dilini anlamak yalnızca doğayı değil kendimizi de anlamaktır çünkü biz de köklerimizle ve dallarımızla geleceğe bağlıyız.