17 Haziran 2026

Neden siparişleri yanlış getiriyorsun arkadaşım?

Benim şu başladığım işi bitirme huyum bir gün başıma iş açacak. Ne zaman yeni bir şeye girişsem, sanki onu kusursuz yapmak zorundaymışım gibi hissediyorum. Sizde de oluyor mu böyle? Normal insan döner düzeltir devam eder ama ben ne yapıyorum? Pat diye en başa sarıyorum sanki yaptığım onca şeyi ben değilde başkası yapmış gibi. Kitaplarda da aynı dertten müzdaribim. Geçen hafta bir kitaba başlayayım dedim ama çok sıkıcı, sıkılıyorum yani. Ama kitabı okumaya devam ediyorum. Yarısına kadar geldim ha gayret diyorum kendime ne alakaysa sanki kendimi sıkıyorum. Bu arada evde okunacak çok kitap var da sıkıldığım kitapla devam etmem gerek gibi hissediyorum. ya da ben kitap okumayı gerçekten sevmiyorum. İnternetten sipariş verdim, marketten eve bişey taşımak istemedim. Ama pişman oldum, siparişimle alakası olmayan ürünler gelmiş. İş yerinde durumlarda biraz sıkıntılı, kimsenin tadı tuzu yok. Patron çıldırdı arkadaşlar patron şimdiden zamı düşünüyor arkadaşlar patron düşündükçe düşünüyor arkadaşlar. Kadında haklı çalışan insanlarda haklı yapacak bir şey. 

11 Haziran 2026

Utan utan

Kendimi anlayamıyorum güya akşam evime dönünce kendime ayırıyorum vaktimi ya ara sıra sana çıkıyor.
Şarkı mı dinlemesek ne yapsak onuda anlamadım. Her şarkıda illa bi hikaye mi olur. Üzerimde tuhaf bi depresif modu var onuda çözemedim. Belkide çözmek istemiyorum hığğ? Nasıl fikir. Bugün iş yerinden çıkmak istemedim, niye? çünkü dışarısı aşırı sıcak. En azından iş yerindeki klima işe yarıyor. Valla bu sıcakta dışarıda çalışan insanları düşündükçe biraz üzülüyorum, umarım sıcaktan fazla etkilenmezler. Bir de sokakta hayvanlar. Yine geldi yaz yine geldi sıcaktan dert yanmalar. Soğuk ayrı bir dert sıcak ayrı bir dert. Biz bu hayata neden geldik acaba. Çalışıyosun maaşın faturalara gidiyo, asgari ücretle çalışan insanlar var ve bunların aileleri var düşündükçe çıkamıyorum. Üstelik çocukları var :( o çocuklar her şeyden mahrum büyüyolar. Bu nasıl sosyal devlet anlayışı ya. Bide kredi borçları varsa? Allahım ne zor her şey ya. Hiç bir derdim sorunum yok çok şükür ben de üüzerimdeki depresiflikten dert yanıyorum. Buda bana bir hatıra olsun ki okudukça utanayım biraz.

9 Haziran 2026

Baş ağrısından migrene mi?

Bazı insanları anlayamıyorum ben, ya saflığa yatıyolar ya da gerçekten aptallar. 
İş yerindesin çalışıyorsun diğer bölümdeki sürekli gelip gidiyor, güya konuşma ataklarına kapılıyor. Bozuntuya vermiyorsun ama sürekli devam etmeye çalışıyor. Bir yürü git len. En sonunda dayanamadım ilgilenmiyorum seninle, tipim değilsin dedim:) Yarın gelmez. Bugün çok başım ağrıdı, sabah işe gitmeden önce ağrı kesici içmiştim, ağrı kaybolmuştu. Bir kaç saat sonra tekrar ağrımaya başladı, eve dönünce tekrar içtim. Migrenim yok ama bazen baş ağrısı da tam baş ağrısı oluyor. Öğlen yemek yerken karşıma iki çift arkadaş oturdu, ilk önce düzgün konuşuyolardı sonra bir anda hareretli bir tartışmaya başladılar ama saygı içerisinde, çok beğendim. önerdiğiniz diziler güzel gerçekten. Ancak bitmek üzere ikiside:) Blogda çok samimi insanlar var ya, mesela tosbağa günlüğü eşiyle flörtleşirken buz devrini izlemiş:) çok samimi çok içten. Çok hoşuma gitti bu. Keşke benimde sevgilim olsa çizgi filmler animasyonlar izlesem. Zeugma da gastroloji paylaşımları yaparak midemin guruldamasını sağlıyor sağolsun :) ama bayramiç oğlak kebabı yemem lazım. Annabell de kiraz yiyor velvet keki canım çekti diyor :) inanın bana çok tatlı insanlarsınız, ama dediğim gibi midem gurulduyor yapmayın bunu kızlar:) Güzel gün ya. Birazdan kalkıp ütü yapacağım mecbur :( 

6 Haziran 2026

Temizliğe beklerim

Haftasonları demek güzel güzel evim diyerek temizlik yapmak demek. Haftasonları erken kalkmaları seviyorum gerçekten. güzel bir kahvaltı hazırlayıp çayımla mutlu olabiliyorum. Taaki temizliğe başlamadan önce:) Pis bir insan değilim ama temizlik yapmayı hiç sevmiyorum ben ve isteyerek yapmadığım için şu günlerde bunu kafaya takmaya başladım. Toz viledayı sadece haftasonları yapıyorum yapana kadar da tozlar oluşmaya başlıyor. Sanırım isteyerek yapmadığım için oluyor tüm bunlar. Dışarıdan bakınca pis bir insan mıyım? Siz söyleyin:) Bayramda tüm akrabalarla bayramlaştık ettik, sen ne iş yapıyon şunu yapıyom, sen ne işte çalışıyosun, şu işte çalışıyorum. Bir akraba tanıdığımın şehirlerarası bir otobüs firmasında üst düzey olmasada yönetici olduğunu öğrendim. Abla deseydin biletini ayarlardım ben senin artistliklerine girdi, ulen senelerdir memlekete gidip geliyorum daha önce neredeydin? Gülerek biraz ısırdım onu ama sonra dedim ki kimse böyle güzellik yapmak zorunda değil kendine gel:) Şu temizliği bitireyim ben.

4 Haziran 2026

Buzdolabı da tatil ister mi?

Buzdolabım bozuldu sanki :( 
Tam soğutmuyor, arkadaşım bir usta önerdi onunda buzdolabında da problem varmış, çözülmüş. Servisi aramak istiyorum ama garanti kapsamı dışında olduğu için çok ücret isteyecekler diye düşünüyorum. Keşke her garanti sonrası garanti süresini yenileseydim. Neyse bakacağım artık. Yeni bir buzdolabı da almak istemiyorum hem çok pahalı hemde zaten yeni benim buzdolabım. Gerçekten çok üzüldüm. Ki ben bütün eşyalarını düzgün kullanan birisiyim. Evdeki gereksiz eşyaları da artık çöpe atasım var. Bunun dışında kavurucu sıcaklara başladık artık, hiç sevmiyorum şu aşırı sıcakları ben ya. Önerdiğiniz dizilere bakıyorum, ikiside çok güzel. 

3 Haziran 2026

Ya sürekli tatil olsun ya da sürekli çalışalım? Ne dersiniz.

Bayram sonrası kendime gelmeye çalışıyorum. Ben tuhafım biraz. Ya soluksuz tatil olmadan çalışılacak ya da tatiller çok olacak. İş yerini özlemediğimi farkettim. Kim özlüyor iş yerini? Neyse. Bugün çok yorulduğumu hissettim. Tatilde bayramda nereden çıktı şimdi? :)) Bir zamanlar fırtına estirirdim cümlesi geldi aklıma. Sen çok büyüksün be Mazhar Alanson! Bayram boyunca telefonuma annemden babamdan kardeşimden bir arama gelmedi, sanırım en güzel kısmıda bu oldu. Bayram bitiminde aramalar devam etti. Yok yani kadın bir gün aramasa kendini tuhaf hissediyor sanırım. Bloga her gün yazasım var, ama bu düşüncemi henüz gerçekleştiremedim. Önermek istediğiniz dizileri yorumlara bırakırsanız çok mutlu olurum arkadaşlar. 

23 Mayıs 2026

Zaten Pilli Bebektim ben

Pilli Bebek'in Sakaryası ne hoş. Her dinlediğimde ayrı bi tat veriyor bana.
Bu gün kendime Pilli Bebek günü ilan ediyorum. Ederkende bazı şarkıları sana uğrasın istiyorum. Özellikle o şarkılar. O yokuşlarda dinlemişti o şarkıları. Hele merdivenler. Hepsininde ayaklarımızın izi vardı. Bir kaç zaman önce oradaydım ama gidemedim o merdivenlere. Ayağım çekmedi. Ama tam karşısında bir kahve içtim seni andım. Ben kahve içtim gözlerim o merdivenlere baktı. İçimdeki tüm kırgınlıklarla, tüm masum sevgiyle gözlerimle o merdivenleri izledi. Üzerinden neler aktı neler değişti bir bilsen. 
Ama hiç üzülmedim.  
 

17 Mayıs 2026

Hastayım hastasın hasta

Hasta oldum. Bu yaşta bademciklerim şişiyor, soğuk şeylerde yemiyorum nasıl beceriyorum bunu bilmiyorum ben. Bu yaşımda annem arıyor çocuğum sağlığına dikkat etler havada uçuşuyor. Çocuk olmak istedim sanırım bu akşam. Annem olsaydı yanımda ilgilenirdi benimle. Ben hasta olduğumda bitkisel şeyler içmiyorum. Mandalina ve nar yiyorum sonra iyi hissediyorum. Yani blogcum cumartesi pazarım hastalıklarla oldu. Yarın iş var, eğer düzelmezsem sağlık ocağına gidip rapor yazdıracağım kendime. 

11 Mayıs 2026

Hayret

Sabah alarmı kapatıyorum, beş dakika sonra tekrar çalıyor sanki alarmın kendi hayatı var.
Market poşetini taşırken hep en zayıf kulp kopuyor poşet benden daha kırılgan.
Telefonu şarja takıyorum %99’da takılıp kalıyor sanki bana inat yapıyor.
Ve en komiği bir şey söyleyeceğim deyip söylemeyen insanlar! Ulen neden varsınız? Bu kadar merak uyandırıp sessiz kalmak da ayrı bir yetenek. 

2 Mayıs 2026

Sen üstün yetenek değilsin güzelim

Hayatın en cafcaflı anlarında içimdeki kırılganlık kendini gösteriyor. Çoğu zaman onu saklamaya çalışıyorum. Güçlü görünmek ve dimdik durmak istiyorum. Oysa insan ruhunun en hassas yanlarını kabul etmesi aslında büyük bir cesaret. Kırılganlığımı bir ayna olarak görüyorum. Bana kim olduğumu neye ihtiyaç duyduğumu ve hangi yaralarımı hala taşıdığımı hatırlatıyor. 

Ara sıra onu bastırıyorum ara sıra sahipleniyorum ama her ikisini de yapmak biraz zorlaştırıyor işi. İnsan neden gözyaşı dökmek isteğinde olur bilmiyorum ama ara sıra ağlayasım da geliyor. Ne yapıyorum ben acaba diye sruyorum kendime ama nafile. Sanırım bu günler de dolup taşıp gidecek.

27 Nisan 2026

Hey gidi günler hey

Eskiden blogger canlıydı. Tey gidi tey. Çok eğlenirdik. 
Ama şimdi solmuş. Her şey yerle bir olmuş. Kimisi deli gibi günlük eklerdi kimisi makyaj seti kimisi goril olurdu kimisi ışıklar gibi parlardı kimisi yallaç pullaç takılırdı. 
 
Ama hepsinin ortak noktası zevk almaktı. Ölmüş lan burası. 

20 Nisan 2026

Mütevazılığımı kaybedeceğim

Vallahi yoruldum. Her şey sıkıcı gelmeye başladı. Feridundan dipteyim sondayım depresyondayım modumu açmaya az kaldı.

15 Nisan 2026

Hemcinslik

Şuna bak. Filmlerdeki gibi aşk yaşasak ya biz diyor. Sen önce herkese şıpsevdi olmaktan bir çıkıver güzelim ya. Gelen gidene pembiş pembiş boncuklar. Eski sevgilisinin aldığı giysiyi giyiyormuş da fotoğraf çekilirmiş te te te te. Nasıl mide var bu hemcinslerimde. Kendi adıma konuşacağım ben eski sevgililerimin aldığı ilişki bittikten sonra çöpe atıyorum. Kendinize gelin abi ya. O kadar da değil! Bir de demez mi onlar birer hatıra diye. Adamı zamanında yontmuşsun demek ki güzel hatıra kalmış sana. Bu konuda erkeklere hak verebiliyorum bazen. Kadın dediğin kendine yaslanır, bir erkeğe değil abi. Allahım neden böyle hemcinslerim var? Bu insanlarla aynı havayı soluyorum! 

Aklıma üniversitede ki sevgilim geldi. Demişti ki eğer ayrılırsak sana aldığım tüm hediyeleri çöpe at gitsin, biten bitmiştir onlarda bitsin. Adam o kadar haklı ki. Şimdi ne yapıyor bilmiyorum ama umarım mutludur, umarım çocukları vardır, eşini çok seviyordur eşi de onu. Güzel bir ailesi vardır inşallah. 

14 Nisan 2026

Bir ağacın hafızasını okumalıydım

Her ağaç aslında sessiz bir tarih kitabı. Gövdesindeki halkalar, yaşadığı yılların izlerini taşır. Bir yaz kurak olduysa bereketli bir baharsa geniş bir halkadır o. Ağaç gördüğü her günü, her mevsimi, her fırtınayı saklar. Biz unuturuz, ama o hatırlar. Bir çocuğun gölgesinde oynadığı günü, bir kuşun dallarında yuva kurduğu anı, bir sevgilinin gövdesine kazıdığı kalbi. Ve daha fazlasını. Hepsi onun hafızasında birer izdir.

13 Nisan 2026

Veremem sana acımı dedi

İstemsiz şekilde veremem sana acımı dinliyorum. O zamanlar toyduk tabi. Kampüse çok gelirdi Düş Sokağı Sakinleri. Ne ses vardı adamlarda! Gençliğimin en güzel günleriydi. O senelerden bu senelere o kadar çok sene geçti ki. Hesaplamak dahi istemiyorum. Geriye dönüp baktığımda üniversite sonrası hayatı güzel yaşayamamışım. Yaptığım yanlışlıklar, hislerime yenik düşüp sevgiye dalışlarım, belkide kariyerimi bile zedelemişim. Çok şükür güzel bir işim var ama daha güzel olabilirdi belki. Belki mantıklı şekilde ilişkim olabilseydi evlenmiştim, çocuğum olmuştu. Bunlar için geç değil tabi ama arkadaşlarıma bakıp bazen imreniyorum. Güzel yapmışlar. 

Birde bu şarkı mevzusu. Her dinlediğim şarkıda bir anlam yüklüyorum ben. Bu çok aptalca bir şey. Mesela veremem sana acımı şarkısını bir sevgilim varken dinlerdim onu düşünürdüm. Lan o ilişki biteli asır oldu halen daha aklıma geliyor. Saçma saçma işler ya. 

6 Nisan 2026

Çok küçük bir iz

Sessizlik,
bir damla su.

İçimde,
koca bir deniz.

Adım atsam,
yankısı büyür.

Ve ben,
küçük bir iz.

27 Mart 2026

Karanlığın içinde kayboldum

Karanlığın içinde sürüklenen günler, sessizliğin boğduğu çığlıklar ve yalnızlığın zincirleri. Her nefesim biraz daha eksiliyor, her düşüm biraz daha çürüyor. Zaman beni unutsa da, içimdeki acı hiçliğe kök salıyor. Sessiz bir çöküşün ortasında, varlığım silinse bile karanlığım baki kalıyor.

25 Mart 2026

Sessiz çöküş

Bir gölge gibi sürüklenir günler,  
Umudun sesi çoktan sustu içimde.  
Kırık aynalarda tanımam yüzümü,  
Zaman bile terk etti peşimde.  

Soğuk duvarlar anlatır sessizliği,  
Çığlıklar boğulur karanlıkta.  
Bir damla ışık arar gözlerim,  
Ama gece hep kalır yanımda.  

Yalnızlık sarar ince bir zincirle,  
Her adımda ağırlaşır bedenim.  
Düşlerim çürür, toprak olur,  
Bir mezar taşına yazılır ismim.  

Ve rüzgâr taşır kaybolmuş nefesimi,  
Hiçliğe savrulur kırık dualarım.  
Bir gün belki unutulur varlığım,  
Ama acım kalır sonsuz karanlığım.

17 Ocak 2026

Nasıl bu kadar körleşebildik?

Uzun zaman geçti, izini kaybettim. Takvimler anlamsız, mevsimler ağırlaşıyor. Deniz kıyısında dalgalar artık hareket etmiyor, Zamanın ipini geri çekemem, yazgıyı yeniden yazamam. Belki de hiçbir zaman bizim elimizde değildi.

Nasıl bu kadar körleşebildik? Nasıl zalimlerin önünde eğildik? Nasıl yüzyıllar boyunca korkuya ve suskunluğa tutunduk?

Artık savaş yok, sadece uçurum. Yakında denizle bütünleşeceğim. Artık maskeler yok, sadece dinginlik. Yakında dalgaların sessizliğiyle bir olacağım.

9 Ocak 2026

Günün güzelliğimi yoksa sakinliği mi bilemedim

Sabahları güne başlamak benim için küçük bir ayrıntı sanırım. Alarmın sesiyle uyanır uyanmaz pencereyi açar, içeri dolan serin havayı hissederim. Evet hala alarmla uyanıyorum ahahah. Bir fincan kahve eşliğinde kısa bir sessizlik anı yaşamak günün geri kalanına hazırlık gibi gelir. Bu küçük başlangıç kafamı toparlar ve yapılacak işleri daha berrak görmemi sağlar. Çok berrak. Öğle saatlerim genellikle hareketli olur. Çalışmalar, telefon görüşmeleri ve bilgisayar başında kısa molalar vermeye özen gösteririm. Birkaç dakikalık yürüyüş ya da basit bir esneme hareketi bile enerjimi tazeler. Günün ortasında kendime küçük bir nefes alanı açmak yoğunluğun içinde kaybolmamı engeller. Akşam olduğunda ise dinginleşirim. Günün telaşını geride bırakmak için kitap okur, bazen müzik dinlerim. Yemekten sonra kısa bir düşünme zamanı ayırır, günün nasıl olduğunu değerlendiririm. Bu sakin kapanış ertesi gün için yeni bir başlangıcın kapısını aralar. Aralar aralamasına da yarın ki günün bir gerçeği vardır işe gitmek. 

4 Ocak 2026

Bir ağacın dilini anlamalıydım

Ağaçların dili, insan kulağına duyulmaz ama ruhuna dokunur bir melodidir. Köklerinden göğe uzanan dallarına kadar her hareket, her titreşim bir anlam taşır. Rüzgarla sallanan yaprakların hışırtısı, aslında bir tür fısıltıdır. Toprağın derinliklerinde birbirine bağlanan kökler ise sessiz bir sohbetin kanallarıdır. Ağaçların kökleri aracılığıyla mantar ağları üzerinden birbirleriyle besin ve bilgi paylaştığını ortaya koyulmuştur bile. Bu gizli iletişim ağına “Wood Wide Web” denir yani ormanın kendi interneti. Bir çam ağacı, yanındaki zayıf fidanı besinle destekleyebilir son tahlilde, bir meşe, yaklaşan tehlikeyi kimyasal sinyallerle komşularına bildirebilir. İnsanlar kelimelerle konuşur, ağaçlar ise kimya ve titreşimle. Bu dil, sabırla işlenmiş bir zaman sanatıdır. Yavaş, derin ve kalıcı. Ağaçların dili bize doğanın sessiz ama güçlü bir dayanışma biçimini hatırlatır, görünmeyen bağların, görünür dünyayı nasıl ayakta tuttuğunu gösterir.

Bugün ağaçların dilini yeniden öğrenmek, ekolojik bir zorunluluk haline gelmiştir günümüzde. Ormanların yok oluşu, aslında bu kadim dilin sessizleşmesi demektir. Bir ağacın kesilmesi, yalnızca bir gövdenin kaybı değil aynı zamanda bir cümlenin yarım kalmasıdır. Eğer dikkatle dinlersek ağaçların bize verdiği mesaj açıktır aslında. Dayanışma, sabır ve süreklilik. Onlar kökleriyle birbirine tutunarak hayatta kalır biz ise çoğu zaman bireysel çıkarlarımız uğruna bu bağı koparırız. Oysa ağaçların dili bize birlikte var olmanın estetiğini öğretir. Bir ormanın içindeki sessizlik, aslında binlerce sesin uyumudur. Bu uyumu korumak insanın kendi geleceğini korumasıdır. Ağaçların dilini anlamak yalnızca doğayı değil kendimizi de anlamaktır çünkü biz de köklerimizle ve dallarımızla geleceğe bağlıyız.